çevre pachamama

5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ

5 Haziran Dünya Çevre Günü bu yıl ‘Biyoçeşitlilik’ teması ile kutlanıyor. Gezegenimizle ilişkimizi bir kez daha gözden geçirmek için harika bir gün!

Dünya Çevre Günü, her yıl 5 Haziran tarihinde 143 ülkenin katılımıyla kutlanıyor. Birleşmiş Milletlerin çevre ve farkındalık çalışmalarının en önemli etkinliği.

 

Her yıl farklı bir tema ile kutlanan etkinliklerin 2020 için seçtiği konu ‘Biyoçeşitlilik’ olacak. Bende ‘Dünya Çevre Günü’ etkinliklerimi Pachamama’ya adıyorum. İnkaların en büyük tanrıçası, suyun, dağların ve insanın kutsal ruhu. Dünyanın naif koruyucusu.

 

2020 heyecan verici bir başlangıçla hepimizi gezegenimizle, kurduğumuz sistemle ve yaşam kültürümüzün dünyamızı getirdiği durumla yüzleşmek zorunda bıraktı. Sadece kendi yetersizliğimiz ve bedenlerimizin zayıflığı ile yüzleşmekle kalmadık. İnsan türü olarak kurguladığımız yaşam kültürünün gezegeni nasıl büyük zorluklar içinde bıraktığı gerçeği ile de yüzleşmek zorunda kaldık. Yani en azından bir kısmımız. Malum çevre bilinci konusunda alacak daha çok yolumuz var. Üstelik şimdi bir de tıbbi atık problemimiz var. Sokaklar kullanılmış maske ve eldiven kaynıyor. Ülkemizde çevre bilinci ve farkındalık çalışmaları nispeten yeni. Büyük ve bereketli toprakları olan bir ülke olduğumuz için sanayii atıkları başta olmak üzere çevreyi katleden davranışlarımızın çoğunun sonuçları henüz bizleri birinci dereceden etkileyecek kadar görünür değil. Bu da bilinçlenmenin önünü kapatıyor.

 

çevre günü2

 

Eko-Sofi

 

Çevre bilinci eğitim, farkındalık, tarım ve felsefe ile yakından ilişkili. Toprakla ve gezegenle ilişkisini sorgulamayan bir topluma çevre bilinci kazandırmak oldukça zor. Eğer, küçücük bir ada ülkesi olsaydık çevremizle, bizi besleyen okyanusla ve habitatımızı paylaştığımız diğer türlerle ilişkilerimiz çok farklı olurdu. Ya da suya erişimi sınırlı bir toprak parçasında olsaydık. Ama biz hem yer altı kaynakları hem toprağı zengin bu ülkenin biricik evlatları, bolluktan şımarmış çocuklar gibiyiz. Deniz sonsuza kadar temiz kalır, su hep akar, orman hep yaşar sanıyoruz.

İnsan olarak çevrede yarattığımız etkinin farkında değiliz. Misal ‘Nasıl olsa birileri yapar’ anlayışımız. Çok insandan şunu dinliyorum ya da gözlemliyorum. Evde çöp ayırmak kadar basit ama önemli bir önlem için bile çaba sarf etmiyorlar. Nedenini sorduğunuzda ‘Kağıtçı çocuklar yapar’, ‘Çöpleri gittiği yerde ayırıyorlardır’, ‘Belediye yapar’, ‘Aman canım bir ben yapmasam ne olur, başkaları yapıyor nasıl olsa’ gibi bin bir türlü bahane dinliyorsunuz. Hani biz çocukken söyledikleri bir şarkı vardı ‘Orada bir köy var uzakta’ diye. İşte, bizim memlekette çevre meseleleri hep öyle, bir köy var uzakta. Ve bizler gezegendeki yerimizi, çevreye etkimizi sorgulamayı öğrenmediğimiz sürece satıhtaki davranışlarımız değişse bile köklü bir değişim, gerçek bir çevre bilinci elde etmemiz oldukça güç.

 

çevre günü dünya

 

Dünya 4,54 Milyar Yaşında ve Biz En Genç Türlerden Biriyiz

 

Dünya Çevre Günü 2020 teması, biyoçeşitlilik. Dünyamızda aşağı yukarı 8.7 milyon türün yaşadığı düşünülüyor. Biz bu türlerden sadece biriyiz. Ve ne yazık ki, kalan türlerin tamamının yaşamını riske edebilecek tek türüz. Çünkü türümüzün ihtiyaçları için kurguladığımız medeniyet doğa ile uyumunu yitirmiş vaziyette. Yiyecek, giyecek, barınma ve yakıt başta olmak üzere kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak için kullandığımız metotlar toprağa, ormanlara ve bilhassa denizlerimize büyük zarar veriyor. Her ne kadar son beş yılda pek çok gelişmiş ülke daha çevreci bir sanayileşme için adımlar atıyorsa da, bunlar gelişmekte olan ülkelerde dahi henüz tartışma konusu bile değil. Hala petrole ve kömüre bağımlıyız. Plastik kullanımımız çok yüksek seviyede. Okyanusta başı boş dolaşan bir çöp adamız bile var. Bir gezegende yaşayan milyonlarca türden biri olduğumuzu bir türlü idrak edemiyoruz. Diğer türlerden üstün olduğumuz hatta seçilmiş olduğumuz inancı duyarlılığımıza baskın çıkıyor. Bu gezegene ve gezegenimizi paylaştığımız diğer türlere karşı olan sorumluluklarımızı düşünmeye başlamak için tam zamanı. Hali hazırda insan türünün gezegendeki faaliyetleri 14 türü soyunun tükenmesi tehlikesi ile karşı karşıya bırakıyor. Pekala, kaynaklarımızı türlerin felaketi yerine gelişmesi için kullanabilirdik. Her şey insan türü olarak yaptığımız seçimlerle ilgili.

 

çevre günü

 

Bizim Eğlencemiz Diğer Türlerin İşkencesi

 

Turistik eğlencelerimiz, dünyayı gezme maceralarımız, yeme-içme kültürümüz pek çok türü tehdit ediyor. Sorumsuzca avlanıyoruz. Sırf gözümüze güzel gözüküyor diye hayvanların kürklerini yüzüyor, dişlerini söküyoruz. Köpek balıklarının yüzgeçlerinden çorbalar yapıyoruz. Keşif merakımız ne hoş, ne güzel. Ama gelin görün ki kutsal Himalaya tepelerinde bile arkamızda çöp dağları bırakıyoruz. İnsanların güzel fotoğrafları olsun diye kaplanlara, aslanlara uyuşturucu veriyoruz. Gezegendeki türlerden biriyiz ama başka türlerin tek işi bize hizmet etmekmiş gibi davranıyoruz. Yunusları, balinaları su parklarına mahkum ediyoruz. ‘Hayvanları doğal ortamında gözlemlemek’ diye sunulan ‘eko-turizm cennetleri’ hakkında kabus gibi haberler çıkıyor. Bencilliğimiz sınır tanımıyor.

Oysa, tek yapmamız gereken gezegenimizdeki doğal kaynakların ve diğer türlerin bizim yaşamımızla ilişkilerini öğrenmeye ve anlamaya çalışmak. Misal Bal. Binlerce yıldır mutfaklarımızda ilaç niyetine bulunduruyoruz. Bal yemeği seviyoruz. Ama kırlık çiçekli alanları betonla öldürüyoruz. Bal arılarına yaşam alanı bırakmıyoruz. Sonra da gidip suni bal üretiyoruz. Bir şeyi yok etsek dahi yerine yenisini yapabileceğimize duyduğumuz bu akıl almaz inanç ve güven, medeniyetimizin doğayla savaşının temelini oluşturuyor. Çünkü doğayı yok etsek dahi yeniden kendimize bir doğa inşa edebileceğimize inanıyoruz. Bilim insanları dünyada keşfettiğimiz türlerin keşfedemediklerinizin onda biri olduğunu düşünüyor. Okyanuslar hala büyük bir muamma bizim için. Sandığımız kadar kudretli değiliz vesselam.

 

çevre dünya günü pachamama

 

Pachamama – Gezegenin Kutsal Ruhu

 

İnka-Aztek medeniyetinde gezegenimizin narin ruhu, insanın dağların ve suyun tanrıçası Pachamama. Hepimizi doğuran ana. Her sene 22 Nisan’da ‘Dünya Günü’ kutlamalarında aslında Pachamama’nın gününü kutluyoruz. İnka-Aztek kültüründe en kutsal varlık olarak kabul ediliyor Pachamama. Neredeyse her yaradılış mitinde bir ‘Doğa Ana’ figürü vardır. Pachamama Kültü, bunlar arasında en zengin anlatımlardan biri. Bizi doğa yasalarına saygı duymaya, doğaya uyumlu yaşamaya, mevsimlere ve ürüne saygı duymaya çağırıyor. Belki de tüm bu kültleri modern yaşamımızın dışına ittiğimiz için bugün çevre konusunda farkındalık sahibi olmakta zorlanıyoruz. Doğayı kendimizin bir parçası olarak görmediğimiz için. Tabiat ile aramızda kutsiyeti olan bir ilişki kalmadığı için. Elbet şu anda doğaya mahkum olmadığımıza inanmak kolay. Yarattığımız beton dünya bizim toprakla ilişkimizi sınırlandırdı. Ama kurduğumuz dünyanın ne kadar narin olduğunu anlamamız için bir deprem bir kasırga yetiyor.

Belki bu büyük değişim-dönüşüm döneminde bizde dünyamızla yeniden ilişki kurmanın yollarına bakabiliriz. Sizde doğaya tapının demiyorum ama kendimizi onun ayrılmaz ve faydalı parçaları haline dönüştürebiliriz. Gezegenimizi, doğal ve vahşi hayatı korumak için çok çalışan insanlar var. Onların çabalarını takip etmekle başlayabiliriz işe. Özellikle çevre felaketlerini birinci elden tecrübe eden Pasifik adaları sakinleri, bilhassa resiflerin yaşatılması için büyük mücadele veriyorlar. Dünyanın çeşitli yerlerindeki yerli halklar su kaynakları ve suyun kutsiyeti için büyük engellemelere rağmen savaşıyorlar.

 

Sıra Bizde !

 

Ben ne yapabilirim diyorsanız öncelikle işe bilgilenmek ve bilinçlenmekle başlayabilirsiniz. Tema Vakfı, WWF Türkiye  benim en yakından takip ettiğim ve kendimce destek verdiğim kuruluşlar. Buğday Derneği keza aynı şekilde çok yakından takip ettiğim derneklerden biri. Hem pek çok eğitici faaliyet sürdürüyor hemde özellikle yayınlarıyla gıda konusunda ciddi bir farkındalık edinmenizi sağlıyor. Bir de gencecik bir platform var ki ben çok sevdim, ‘Ben de burdayım’. Geri dönüşüm, ileri dönüşüm konularında son derece anlaşılır ve uygulaması kolay metotlar anlatan harika paylaşımları var. @bendeburdayimm instagram hesaplarındaki paylaşımlar özellikle çocuklara geri dönüşümün aslında ne kadar kolayca öğrenilebileceğini göstermek için harika. Ben paylaşımlarını daha önce geri dönüşüm yapmak için çaba harcamamış insanları teşvik etmek için kullanıyorum. Küçük destekler büyük etkiler yaratır. Bunu hatırlasak yeterli. Her işin başı düşünmek ve farkındalık edinmeye çalışmak. Her şeye önce düşünmekle başlayabiliriz.

Dünya Çevre Gününüz kutlu olsun. Tüm türlerle uyum içinde yaşadığımız, enerjimizi gezegenimizle birlikte gelişmek için harcayacağımız bir geleceğin umuduyla.

Sevgiyle kalın

Bir cevap yazın