bohem ana kapak

GÜN 19 – BOHEM : YİNE YENİ YENİDEN

‘Bohemdir o canım’ dendi mi ya sanatçıdır, ya normal kabul edilenin dışında bir yaşam tarzı sürdürüyordur. Biraz hakaret, biraz öykünme içerir.

Bohem. 19.yy başlarında ‘işi gücü olmayan’ sanatla, edebiyatla hatta yaşama sanatıyla uğraşan ‘maceracı’ insanlara takılmıştı bu isim.

 

 

‘Bohemdir o canım’ dendi mi ya sanatçıdır, ya toplumun normal kabul ettiği yaşamın dışında bir yaşam tarzı sürdürüyordur. Biraz hakaret, biraz öykünme içerir. Herkes biraz bohem olmak ister ama hayata karşı sorumluluklar vardır. Sanki sanatçılar, düşünürler sorumsuz insanlarmış gibi.

 

80’lerde beyaz yakalıların ortaya çıkışı, ekonomi kültüründeki değişimler ‘yaşamak’ fiilini yeniden tanımladı. Düzgün bir mesleğin olacak. Avukat, doktor, memur ya da öğretmen. Tüccarda olabilirsin ama hasbel kader sosyal bilimlere ya da sanata ilgi duyuyorsan vay haline. Aylak, tembel, havai. Bunlar adından önce duyacağın sözcüklerdi. Bizim memlekette sanat 20 sene öncesine kadar büyük oranda devlet kurumlarında icra edildiğinden sanatçının memuru yine bir nebze kabul görüyordu. Ama yine de garip, değişik, farklı insanlar olarak kabul ediliyorlardı.

Sanat, siyasetle flörtünü ilerlettikçe bohem olmaktan çıktı, siyasi yakıştırmalar gelmeye başladı isimlerin önüne. Bu solcu, bu sağcı. Bu komonist, bu anarşik.

2000’ler geldiğinde yaşama sanatı diye bir kavramı unutmuştuk bile. Yaşamak para demekti. Ne meslek seçtiğin önemli değildi, ne kadar para kazandığına bakıyordu herkes. Ulvi amaçlarla sanat icra etmek falan kabul görmüyordu. Öyle bütün gün çayırlarda yatayım, hayatın anlamını düşüneyim olacak işler değildi. Bohem yaşam ve arkadaşı romantizm bir süre yok oldular ortadan. Tam çarkların arasında paramparça olmamıza bir kala, bu virüs çıktı ortaya. Hepimiz evlere kapandık. Gidecek iş yeri, bütün gün düşüncesizce yapılacak mekanik işler kalmayınca herkes istemese de bohem yaşamın inceliklerine kapıldı. Tüm zevklerin satın alınmasına alışmış modern insan okumayı, düşünmeyi, müziği ve spiritüalizmi yeniden keşfetme yolculuğuna çıktı.

 

Hazırsanız Başlayalım Mı?

 

21 Gün farkındalık yolculuğumuzun bugün 19. günü. Bugün hayatı yaşamaya, keyif duymaya adıyorum düşüncelerimi.

Önemli Not:  21 Gün Farkındalık Yolculuğuma bugün ilk kez katılanlar için küçük bir hatırlatma.  Başlangıç ve 1. Gün yazılarını okumanızı öneririm. Böylece neler peşinde olduğumuzu öğrenebilirsiniz. Kulağımda pek sevdiğim bohem listem var. Dinlemek isterseniz buyurun link için tıklayabilirsiniz.

 

 

bohem moulin rouge

 

Carmen, Puccini ve Moulin Rouge

 

Bohem sözcüğü 1860’larda Fransa’da yaşayan Romanlar için kullanılıyordu. Çünkü onların Bohamya’dan geldiği düşünülüyordu. Kısa zaman içinde Avrupa ülkelerinde sanatla ya da edebiyatla uğraşan, çoğunlukla fakir ve yabancı insanların hepsi Bohem diye anılmaya başlamıştı. Bohemler özgür, kanun tanımaz, alışılmışın dışında bir yaşamı tercih eden kimselerdi. Paraları yoktu ama herşeyin iyisini ve güzelini seviyorlardı. Giyimleri, duruşları ile toplumun genelinden ayrılıyorlardı.  Toplumun dayatmaları karşısında boyun eymeksizin kendi bildiğini yapan ‘Bohemler’ çok geçmeden pek çok sanat eserine konu oldular.  ‘Carmen’ operası ana karakteri en büyük aryasında ‘Ben bir bohem çocuğuyum’ diyordu gururla. Paris’in meşum gece hayatı, Bohem yaşamın merkezi kabul ediliyordu. Ve Bohemler arasındaki sıra dışı ilişkiler büyük romantik eserlere dönüşüyordu.

Aynı dönemde İngiltere’de Bohem dendiğinde, çılgın gece eğlencelerine katılan müzisyenler ya da ressamlardan ziyade yazarlar ve düşünürler akla geliyordu. Kimi pespayeliği ile kimi fakir ama pahalı giyim kuşam sevmesiyle meşhurdu.

Amerika’da ise yeni yetme gazeteciler ve yazarlar Bohem olarak anılmaya başlamıştı. Sonra yavaş yavaş Bohem yaşam tarzı daha marjinal bir sanatçı yaşamına evrilene kadar. 1960’lara gelindiğinde Andy Warhol ve arkadaşları bu yeni marjinal yaşamın temsilcileri kabul ediliyordu.

 

bohem hippi

 

Zen ve Bohem

 

50’lerde ortaya çıkan Beat Kuşağını takiben ortaya çıkan Çiçek Çocukların spiritüalizmi keşfi Bohem yaşama başka bir anlam getirmişti. Çoğunlukla dağınık, istikrarsız ve tek bir yere bağlanmadan yaşayan Bohemler için Zen muhteşem keşifti. Zen felsefesinin ‘Anı Yaşa’ düsturu bohem yaşamla çok uyumluydu. Doğu’nun gizemli fikirleri batıda başkaldırının araçlarına dönüşmüştü.

Elbet aradan geçen iki Dünya Savaşı, ekonomik buhranlar, işsizlik gibi faktörleri göz ardı etmemek lazım. Ama sonunda Bohem dendi mi akla düzen tanımaz, dini inançlar yerine spiritüel yaklaşımları tercih eden, evlilik gibi müesseseleri çok da önemsemeyen bir kitle çıkmıştı. Bohem demek bitmek bilmeyen eğlenceler, kaotik aşk ilişkileri ile süslü senaryolara karşılık geliyordu. Anne babaların korkulu rüyası Bohem bir damat ya da gelindi.

 

bohem ben

 

Soy Sop Bohemiz, Biz Ne Eyleyelim?

 

Bizim aile bir kaç nesildir sanatçı. Dedelerimiz, büyük dedelerimiz, büyük büyük halalarımız var müzisyen, yazar, yönetmen. Yani geniş aile resminde çoğunluktayız. Buna rağmen kalan aile üyeleri gözünde hep istikrarsız, garip, marjinal insanlar olarak görüldük. Kimi zaman çok sıkılıp eşe dosta bizim işlerimizin de en az onların ki kadar hatta çok daha fazla uğraş gerektirdiğini anlatmaya çalışmışımdır. Pek çok insandan daha hassas, duyarlı ve kuralcıyızdır. Çünkü akıl ile çalışmak, fikir üretmek, sanat üretmek aşırı disiplinli bir adanmışlık ister. Sabah 9 akşam 5 değil 7-24 çalışırız. Kafamız hep işimiz ile meşguldür. Sanatçı ya da fikir insanı yaşamı öyle sabah akşam gezmeler içmeler, her gün feneri başka bir yerlerde söndürmeler değildir. Az sayıda örnek dışında hayatımda hiç öyle darmadağınık insanlar görmedim.

Ben hayat şartlarına inanılmaz uyumlu, hep ayakta kalmayı başarabilen ve üretken insanlar gördüm. Çarkların arasında un ufak olsa da yaşamdan ümidini kesmeyen, başka bir çıkış arayan insanlar. Hayatı görebilen, yaşama sanatından anlayan insanlar. Karınları aç kalsa bile önce ruhlarını doyurmayı seçenler.

İki aydır izliyorum. Bu izolasyon sürecinde herkes kendini sanatla ya da spiritüel arayışlarla sağlıklı tutmaya çalışıyor. Herkesin sanata, düşüne yaklaşımında bir derinleşme var. Yaşamı satın alamayacaklarını fark ediyor bir kısmı uzun zaman sonra. Yaşamakta bir sanat ne de olsa. İncelikli düşünmek, farklı bakış açıları üretmek gerekiyor dönüşüm süreçlerinde. Kendini kaskatı kurallar ile çevrelemiş olanlar için büyük bir buhranken geçirilen dönem, bohem yaşam için bir yeniden diriliş.

20. günde görüşmek üzere

Sevgiyle kalın

 

Bir cevap yazın