yalan 2

GÜN 20 – YALAN : YALAN SÖYLÜYORSUN NALAN

Hiç yalan söylemeden -pembesi beyazı hiçbiri olmadan- bir ay yaşamayı deneyin. Ben denedim. Dünyanın en sevilmeyen insanı olursunuz.

İlk yalanı kim söylemiş acaba? Nereden aklına gelmiş? Niye ihtiyaç duymuş? Belki sevdiği kızı tavlamaya çalışıyordu? Belki de, sevgilisinin ailesini? Belki de canını kurtarmaya çalışıyordu?

 

Böyle zamanlarda zaman yolculuğu yapacak bir aracım olsun çok isterim. Bu işleri başımıza kim sardı bilirdik en azından.

 

İnsan en çok kime yalan söyler? Kendine söylediği yalanlardan ne medet umar? Pek çok şey. İyi olmayı umar, geçirdiği zorlukları görmezden gelirse, altından kalkacağına inanır. İnsan niye yalan söyler? Olmak isteyip olamadıklarını gerçek kılmak için. Korkup karşı çıkamadıklarından korunmak için. Ötekini, berikini kırmamak için. Küçük düşmemek için. Korumak için. Korunmak için.

Her şeyde olduğu gibi, kendini haklı çıkartacak bir bahanesi vardır insanın, neden yalan söylediğini sorsak. Zaten sorun neden yalan söylediği değildir bana göre, neden doğruyu söyleyemediğine bakmak gerek.

21 Gün Farkındalık Yolculuğumuzun 20. gününde yalanlar dolanlar peşinde aksın düşüncelerimiz.

 

Hazırsanız, başlıyorum

 

Önemli Not:  21 Gün Farkındalık Yolculuğuma bugün ilk kez katılanlar için küçük bir hatırlatma.  Başlangıç ve 1. Gün yazılarını okumanızı öneririm. Böylece neler peşinde olduğumuzu öğrenebilirsiniz. Ricky Gervais’in ‘Yalanın İcadı’ filmini izlemediyseniz, öneririm lütfen izleyin. Bugünkü konumuza çok yakışır.

 

yalan 1

 

Doğru Söyleyen ve 10. Köy

 

Hiç yalan söylemeden -pembesi beyazı hiçbiri olmadan- bir ay yaşamayı deneyin. Ben denedim. Dünyanın en sevilmeyen insanı olursunuz. Çevrenizdeki herkes sizden rahatsız olur. Çünkü habire doğruları söylemek şu demek. Her mutsuz olduğunuzda duygularınızı ifade edeceksiniz. İşinize gelen gelmeyen her durumu bütün gerçekliği ile ortaya koyacaksınız. Misal güneşli bir günde arkadaşınız aramış sevgilisi ile ilgili dert yanıyor. Ve sizde yalan diyetindesiniz. Nasıl olup da anlattıklarına nezaket içinde cevap vereceksiniz. Veremezsiniz. Evlilikler biter, aile ilişkileri biter. İşiniz biter. Patronunuza hiç yalan söylemediğinizi düşünün. Ya da çalışanlarınıza. İnanın hayatınız kararır. Gerçekleri duymayı kimse sevmez.

Şöyle bir düşünün hak vereceksiniz. Hayatınızı düşünün. Yemeklerini hiç sevmediğiniz ama her seferinde iltifat etmek zorunda kaldığınız aile büyükleri, asla görmek istemediğiniz ama her bayram misafir ettiğiniz o baş belası kayınço.  Her buluştuğunuzda nağdanlığı ile sizi sinir hastası eden eşinizin candan arkadaşları. Gürültü makinesi çılgın çocukları olan çok sevgili dostunuzu. O ufak tefek ‘nezaket’ maskesi ardına saklanmış yalanlar olmasa, dünya durur vallahi.

 

yalan yaşar usta

 

‘Thou Shall Not Lie’ Meali, Yalan Söylemeyeceksin!

 

Hadi diyelim siz yalan söylemeyi bıraktınız. Eh etrafınızdan insanlar eksildi falan ama hayatınızdan memnunsunuz. Tüm dinlerin ve inanç sistemlerinin bir numaralı kuralını yerine getiriyorsunuz. Yalan Söyleme! Tekamül yolunda başarı ile ilerliyorsunuz. Karşılığında insanlar da size yalan söylemiyor. ‘Ay vallahi ne zamandır içimde tutuyordum’ diye başlayıp, aynada kendinize itiraf edemediğiniz her gerçeği suratınıza söylediklerinde ne yapacaksınız?

Öyle ya. Bilinen tüm inanç sistemlerinin ortak kuralları vardır. Yalan söyleme, kimseyi öldürme, çalma, kıskançlık yapma, dedikodu yapma. Hangi dine, hangi felsefeye inanırsanız inanın ortak kurallar böyledir. Hiçbiri size git hırsızlık yap demez. Git adam öldür demez. Yani ruh hastası insanlardan oluşan bir cinayet kulübüne üye olmadıysanız tabi. Kötülükle uğraşanları saymıyorum. Onlar başka bir boyutun insanları. Bizimkinden başka bir yaşam biçimi sürdürüyorlar. Ama aklı selim, özünde iyi olduğunu savunan her inanç sisteminde, her dinde Yalan Söylememek kuralı vardır. Ahlaklı yaşamın özüdür. Çok değil bir kaç yüzyıl öncesine kadar zaten yaşamın doğası yalansızmış.

Misal 5 kilo şeker yiyeceğim diye tutturan çocuğuna yalan söyleme. Saklama evdeki şekeri, çikolatayı. Kalbi dayanmayacak yaşlıya, kötü haberi usulca vermek için gerçeğin etrafında dolaşma. Eh, o zaman eli uzun iş arkadaşını sırf çoluk çocuk aç kalmasınlar diye idare et.

Yalanlı hayat o kadar garip ki, nereye kadar pembe nerede kara bir kıyamete dönüşüyor hiç bilemiyoruz. Nereye kadar kendimizi korumuş oluyoruz, nerede başkalarını tehlikeye atıyoruz? Zor iş. İçince yaşadığımız modern düzende koca kuyruklu yalanlardan bahsetmiyorum tabi ama küçük, beyazlı pembeli yalanlar olmadan yaşamaya çalışsak kıyamet kopar.

İdare etmek. Bizim modern yaşamımızın özü bu. İlişkileri, yaşamın akışını idare etmek. Ve idare o küçük yalancıklarla oluyor. Ne masum değil mi, yalancıklar, pembeler beyazlar. Buraları çok girift , çok gri. Ama biz işin başka bir tarafına bakalım.

 

yalan 7

 

Kendimizle Yüzleşmek

 

Doğruluk nedir? İnsan neden doğruya ihtiyaç duyar? Kimin doğrusu? Neyin doğrusu? Herkesin kafasında yaşamak istediği, kendisi için iyi olduğunu düşündüğü bir yaşam vardır. Kimimiz o yaşama erişmek için kendimizle dürüst bir ilişki kurduğumuz bir yolu seçeriz. Kimimiz o yaşama ulaşmak için türlü küçük yalanlar söylemeyi haklı buluruz. Yalan söylemek, dürüst olmadığımız anlamına gelmez. Hayatımızın bazı yönleri ile ilgili yalanlar söylerken bazı yönlerini apaçık yaşayabiliriz. Çünkü mesele dürüstlük değildir. Mesele gizliliktir. Gizleme ihtiyacı duyduklarımız, kendimiz ve çevremizle ilgili ilişkilerimizi belirler.

Boşanma arifesinde bir kadın belki metropolde bunu özgürce haykırır ama kırsalda daha zordur bu işler. Yalnız kalacağı bilinsin istemez. Kimi yaşamını değiştirmek ister. Geçmiş yaşamının üstüne bir sünger çekebilmek için yeni bir yaşam kurar. Yeni yaşamının selahiyeti için eskisi hakkında yalan söyler. Kimi düpedüz üç kağıtçıdır yalan üstüne yalan söyler. Kimi aşırı mutsuzdur, mutsuzluğunu gizlemek için. Ne için olursa olsun, insan yalanı önce kendisine söyler. Önce kendi inanır. Gerçi bu da bana göre başka bir soru. İnanır mı hakikaten? İnanmak ister kuşkusuz. Ama bence inanmaz. İşte, o inanmadığı yerde bir an bile durabilirse hayatını değiştirebilir. Kendini bildiğin o an, o yer bence insanın en değerli hazinesidir. Kendini sevmese de, nefret de etse kendini kandırdığını bildiği o dürüst an insan hayatının dönüm noktasıdır. Sizi orada bekler. Bir kabustan uyandığınız bir an olabilir, bir utanç anı olabilir. Sabrınızın taştığı bir an olabilir.  O doğruluk anı sizi yüksek benliğinize taşıyacak basamaktır. Bir kez kendinize yalan söylemeyi, gizlemeyi, saklamayı, üstünü örtmeyi bıraktınız mı tarifsiz bir özgürlüğe kavuşursunuz.

 

Üç şeyi uzun süre saklayamazsınız. Güneş, Ay ve Gerçek.

Buddha

 

yalan 3

 

 

Gerçek Yaşam

 

Yaşam nedir? Ne için bunca uğraş? Buna verilecek milyonlarca cevap var elbet. Ben olaya şöyle bakıyorum. Hayattayız. Ve yaşıyoruz. Nedeni o kadar da önemli değil. Nasıl yaşamayı seçtiğimiz bence çok daha önemli. Enerjimi bilmemin mümkün olmadığı cevapları aramak için harcayacağıma şu anda bu dünyada yapabileceklerimle ilgilenmek bana daha mantıklı geliyor. İyi bir insan olmak. İyi ve güzel bir hayat yaşamak. Bir sürü ‘şeylere’ sahip olmak. Ya da özgür olmak. Gerçek manada. Zihninizde, bilincinizde, bilincinizin dışında gerçek bir özgürlük. Tekamül, aydınlanma nasıl isterseniz tanımlayın. Amaç dünyaya geldiğinden daha iyi bir noktada bu dünyadan ayrılmaksa, ruhsal yolculuğunu böyle tanımlıyorsan sonuçta aradığın şey o özgürlük. Kendinden, seni kısıtlayan bedeninden, kişiliğinden özgürleşmek. Ve o özgürleşmenin yolu dürüstlük. Kendinle gerçek bir ilişki kurabilmenin yolu. Kendini tanımadan nasıl kendini geliştireceksin ki? Olduğun insan ile mutlu olmayı öğrenmek için atacağın ilk adım. Küçük pembe yalanları önüne yatırıp onları dürüstçe ifade etmenin yollarını aramak. Bu öyle bir çaba ki, sonunda kendini değiştirdiğin kadar çevreni de değiştirmiş oluyorsun.

Bir ay kendinizle irili ufaklı hiç bir yalan söylemeden yaşamayı deneyin. Canınızı sıkan şeyleri nazikçe ifade etmenin yollarını arayın. Kırmadan dökmeden gerçekçi olmaya çalışın. Kendi başarısızlıklarınızı başkalarına yüklemeden, şikayet etmeden durmayı ve sınırlarınızı kabul etmeyi deneyin. Bırakın insanlar gerçekte neler hissettiğinizi bilsin. Bırakın insanlar size gerçekte neler hissettiklerini söyleyebilsin.

Yarın 21. gün, buraya kadar geldiyseniz yarın görüşmek üzere

Sevgiyle kalın

Bir cevap yazın