insan kapak

İNSAN: BİLMEK İSTEMEDİĞİMİZ TARİHİMİZ

Kaç yıldır bu gezegende yaşıyoruz? Gezegende başka türlerin sonunu getiren kimi iklimsel kimi astronomik felaketten kurtulmayı nasıl başardık? Beynimiz nasıl çalışıyor? Komşu hangi arabayı almış? Bu apartman kaç paraya dikilmiş? Hangi ünlü hangi ünlü ile aşk yaşamaya karar vermiş?

İnsan.

 

 

Samanyolu Galaksisinde bulunan Dünya gezegenindeki bir tür.

 

8.7 Milyon türden sadece biri.

 

Üstelik üzerinde yaşadığı gezegendeki türlerin henüz sadece %15’ini tanımlamış vaziyette.

 

 

Arkanıza yaslanıp yazdıklarımı aklınızda canlandırmaya çalışın. Sahip olduğumuz teknoloji sayesinde gözümüze küçücük gözüken bu gezegenin hala keşfedilmemiş-insan tarafından ayak basılmamış yerleri var. Biz insanlar; gezegenin sözde efendileri gezegende yaşayan canlı türlerinin yalnızca %15’i hakkında bilgi sahibiyiz.

Okyanus yaşamı bizler için hala büyük bir muamma. Memeli türlerinin neredeyse %91’i hakkında hiçbir bilgimiz yok.

İsterseniz bir daha düşünün. Yaratılmış en mükemmel varlık olduğunu iddia eden bir tür; İnsan. Besin zincirinin en tepesinde oturduğunu sanan ama kendi beyninin nasıl çalıştığını hala anlayamamış bir tür.

Sizce de biraz daha mütevazi olmanın zamanı gelmedi mi? Gezegenimiz Dünya ile ilişkilerimizi düzeltmeye uğraşsak iyi olmaz mı? içine gömüldüğümüz ‘Dünya Yaşamı’ gezegenimiz Dünya ile ne kadar ilişkili?

 

Soruyor, Sorguluyorum O Halde Varım!

 

İnsan, uzun zamandır gezegendeki tek akıllı yaratık olduğunu düşünüyor. Oysa, kuşların memelilerin, karıncalar gibi böcek türlerinin en az bizimki gibi gelişmiş hatta kimi durumlarda bizden daha fazla gelişmiş dilleri, toplumsal yaşamları ve sistemleri var.

Bizi diğer türlerden üstün kılan özelliklerin arasında saydığımız bilişsel zeka, özgür irade gibi kimi özelliklere farklı hayvan türlerinin de sahip olduğunu görüyoruz. Bilimsel araştırmalara yeterince kulak verdiğinizde, dünyanın bizim etrafımızda dönmediğini anlamak çok kolay.

Yine de hakkımızı vermek lazım. Bilgiyi işleme biçimimiz olağanüstü. Bugün sahip olduğumuz deneyim, tecrübe ve teknoloji bilgiyi işleme-yorumlama yeteneğimizin olağandışı çalışmasından sebep. Çünkü soruyoruz, sorguluyoruz ve gözlemlerimizi yorumluyoruz.

En azından bir kısmımız bütün bunları gezegenemizi daha yakından tanımak, insan varlığını daha kapsamlı anlamak için yapıyoruz.

Amma…Gel gelelim son bir kaç yüzyıldır teknolojik-bilimsel olarak ilerleme kaydetsek de felsefik olarak yerimizde sayıyor gibiyiz.

Belki de doğru soruları sormuyoruz. Sorduğumuz soruların cevaplarını duymak istemiyoruz. Ya da soru sorup cevabını araştırdığımızda karşımıza çıkacak manzaradan korkuyoruz.

Neyse ki, dünya tarihi sorulması istenmeyen soruları soran meraklı insanlarla dolu. Gezegenini seven ve anlamaya çalışan insanlarla.

 

İnsan Türünün Tarihi

 

Gelin biz de en azından bir kaç dakikalığına çok mühim ‘Dünya Hayatımızı’ bir kenara bırakıp, bir gezegende yaşayan sıradan ama mucizevi bir tür gibi sorular soralım.

Kaç yıldır bu gezegende yaşıyoruz? Hala tam olarak bilemiyoruz. Arkeoloji, jeoloji bilimleri sağolsun her gün karşımıza yeni bir veri ile çıkıyorlar. Sandığımızdan daha uzun zamandır burada yaşıyor olabiliriz. İnternet sağolsun bu sorunun cevabı hakkında bilgi alabileceğimiz bir çok kaynak var. İnsanın gezegendeki tarihini araştıran bilim insaları var. Ne yazık ki bu verilerin çoğu bizim anadilimizde değil. Bu konularda çalışan-üreten Türk bilim insanları illa ki vardır. Ama araştırıp bulmak gerekiyor.

Gezegende başka türlerin sonunu getiren kimi iklimsel kimi astronomik felaketten kurtulmayı nasıl başardık? Büyük ihtimalle daha büyük hayvanlardan saklanarak geçirdiğimiz yıllarda edindiğimiz hayatta kalma yeteneklerimiz ile. Fazla göz önünde olmadan, sadece ihtiyaçları için avlanan atalarımız-analarımız sayesinde diyebiliriz. Jeologlar, iklim bilimciler türümüz dahil dünyayı etkileyen büyük iklimsel ve astronomik felaketler hakkında muazzam çalışmalar yapıyorlar. Türkiye’de bu alanlarda çalışmalar yapan bilim insanları var mı araştırmak lazım.

Beynimiz nasıl çalışıyor? Veriyi nasıl işliyoruz? Beynimizdeki hücrelerin işlediği veriyi bedenimizi oluşturan hücrelere ileten sinir sistemimiz nasıl işliyor? Son 50 yıldır üzerinde en çok çalışılan alanlardan biri. İnsanı anlamaya en çok yakşaltığımız zamanda olduğumuzu düşünsekte bundan 7-10 bin sene önce kimi medeniyetlerin bu bilgilere zaten sahip olduğunu düşünmemizi sağlayacak mitolojik-arkeolojik verilere ulaşıyoruz. Türk bilim insanlarının katkılarına bakmak lazım. Çünkü televizyonlarımızda konuşulduğunu, gazetelerimizde yazıldığını hiç görmedim.

Gözlerimiz nasıl görüyor? Gözlerimiz mi görüyor yoksa beynimiz mi? Gözlerimiz basitçe kamera görevi görüp kayıt yapıp beyne mi aktarıyor? Gözlerimiz görüyorsa görme engelli insanların kiminin perspektif algısının çalışmasını nasıl açıklıyoruz? Aynı olaya farklı mesafe ve açılardan şahit olan beş kişinin de olayı farklı şekillerde hatırlayıp aktarmasının sebebi ne? Gerçeklik ne kadar gerçek? Subjektif gerçeklik ne demek? Dünyada ki seslerin ne kadarını duyuyoruz? Duyamadığımız dünyada neler oluyor? Hayvanlar bizimle dalga geçiyor mu? Kimi etologlar büyük primatların insanları kandırdığı, kendi aralarında espri yaptığı çalışmalar aktarıyorlar. Hayvanlar aleminde sandığımız kadar ciddiye alınmıyor olabilir miyiz?

 

Nerede Kalmıştık?

 

Şimdi son derece önemli, siyaset sosu bol, uyuşturulmuş hayatlarımıza gönül ferahlığı ile dönebiliriz. Komşu hangi arabayı almış? Bu apartman kaç paraya dikilmiş? Hangi ünlü hangi ünlü ile aşk yaşamaya karar vermiş? Kimin çocuğu hangi daha işe yaramaz kolejde beynini köreltsinler diye en yüksek puanı kazanmış?

İnsanlık tarihi binlerce yıldır bilgi üretiyor. Binlerce yıl! En az 2 Milyon yıldır bu gezegende yürüyoruz. Ve ilerlemek istiyoruz. Ruhsal olarak gelişmek, bilinmeyen yönlerimizi keşfetmek. Yeni güçler elde etmek, sorunlarımızı anında çözecek mucizeler arıyoruz. Ama en önemli soruları araştırmak için zaman harcamak istemiyoruz. Beynimizdeki bilginin de telefonlarımızın işletim sistemleri gibi yenisi ile değiştirilmesi gerektiğini anlamak istemiyoruz. Oysa, dünyanın  dört bir yanında sürekli yeni bilgiler gün ışığına çıkartılıyor. ‘Ana dilimizde bu bilgilerin çoğuna ulaşamıyoruz, biz ne yapalım’ diyorsanız sadece sorun. Neden?

Gerçek anlamda bir gezegende yaşayan bir tür olduğunuzu size hatırlatacak bir hafta olsun. Gezegenimizi sevin.

Elisabet C.K

 

İlgilenenlere izlemenizi öneririm. Graham Hancock ile tanışmak fikirlerinizi genişletebilir.

 

Bir cevap yazın