woman gods

KADIN TANRIYKEN: KADİM HİKAYELER

Kadın Dünyayı doğurdu. Ve gökleri ve Yerleri. Yerin Altını ve Denizleri.

 

Kadın bereket oldu. Doğurduğu toprağa estiği rüzgarla tohum oldu. Kadın boylu boyunca uzandı okyanusa, kor böğründen adalar oldu. Kadın insanı doğurdu.

 

Gel gelelim insan, evladı olduğu kadına düşman oldu.

 

Gaia. Kendini doğuran dünya. Göklerin ve denizin anası. Titanların, devlerin Tanrıçası. Binlerce yıldır hikaye taşıyanların dilinde dolanmış ismi. Tanrıçaların piri. Taşın toprağın rüzgarın yaratıcısı. Ben Yunan mitlerinin yalancısıyım.

Parvati. Aşkın ve adanmanın Tanrıçası. Sebat ile başarmak isteyenin seslendiği. Aşk olmadan yaşamın akmayacağını bilenlerin önünde eğildiği. Hinduların biriciği.

Tara. Aydınlanmış olan. Sağlığın ve barışın Tanrıçası. Korunmak isteyenin, bereket dileyenin tapındığı. Buddhizmin sevdiceği.

Yemaya. Yaşayan her şeyin sahibi. Nehirlerin ve okyanusun biricik Tanrıçası. Yoruba halkının yoldaşı. Deniz kızı mitlerinin anası.

Lakȟótiyapi. Dünyada ahengin, yaban hayvanlarının ve yeniden doğuşun Tanrıçası. Kutsal kadın. İnsanlara hayvanlarla aynı başlangıçtan doğduğunu anlatan kutsal. Lakota’ların en değerlisi.

Tiamat. Kaos’un vücut bulmuş hali. Yaratan sonsuzluk denizi. Denizlerden ve tatlı sulardan dünyayı yaratan. Babil’in parıldayan Tanrıçası. Yaşam getiren.

İştar, Hel, Basthet, Mazu, Atalanta, Venüs, Mami Wata, Ixchel, Liễu Hạnh, Ixcacao, Pele, Freya, Isis, Oestre, Durga, Ītzpāpālōtl…

 

Yaradılış Destanları

 

İnsan kendi hikayesini anlatandır. Söylenceler, yaradılış mitleri insan hikayesinin analarıdır. Yaradılış mitleri gezegenin doğumunu anlatır. Yerlerin ve göklerin. Denizlerin ve rüzgarın. Dünya mitlerini incelediğinizde tüm ayrışmaya rağmen ortak temaların ne kadar baskın olduğunu kavrarsınız. Dünya söylencelerini okumak sizi insan olmaya yaklaştırır. Ayrımcılıktan uzaklaştırır.

Yaradılış mitlerinin çoğunda önce yer sonra gök oluşur. Hint destanları, Kuzey Amerika destanları daha evrensel temalara sahipken Japon veya Kuzey Afrika yaradılış mitleri ulusal olabilir.

Söylenceler de yaratıcı tanrılar gibi insanları yeni yiyecek kaynaklarıyla tanıştıranlar, denizlere açılmaları için cesaret verenler, baş edemeyecekleri fiziki koşullardan kurtaran tanrılar ya da yarı tanrılar da vardır.

Bu tanrıların çoğu kadındır. Ve kaostan düzene geçişin her aşamasında etkin kabul edilen bir kadın tanrı figürü vardır. Dünya uzunca bir zaman kadına tapınmıştır. Kadının kudretini, sevgisini, merhametini, şifasını, direnç ve dirayetini ululaştırmıştır.

Yaradılış mitlerin insanın hikayesidir. Bir cinsiyeti yüceltip, diğerini aşağılamaz. İnsan çok uzun zaman dünya ile ilişkisinde uyumlu bir rol üstlenmek için çabalamıştır. Ta ki dünyanın sahibi olduğunu sandığı zamanlar gelene kadar. Anstroposantrik kültür kurgumuzun baş tacı ata-erk-il düzen, dünya ile uyum içinde yaşayan insanı başka bir modele dönüştürür. İnsan artık kadına, doğaya, şefkatli ve merhametli olana değil güce tapar olmuştur.

 

Savaşçı Kadınlar – Kadın Kahramanlar

 

Gerçi, insan güce tapmaya başlayalı çok olmuştur. Rusya, Türkiye, İran topraklarının bir kısmında yer alan söylencelere kulak verecek olursak Amazonlar uzun zaman var olmuştur. Tapındıkları kadın tanrıçalar bu coğrafya da farklı isimlerle karşımıza çıkar. Durga, günümüzde hala büyük bir inanan kitlesi olan Hinduların ‘Savaş Tanrıçasıdır’. Hel. Okuduğunuz gibi. Cehennem kelimesi gibi olan Hel, Yeraltı dünyasının Tanrıçasıdır. Büyük savaşlara katılmış, insan soyunun var olması için çatışmıştır. İskandinav mitlerinin en önemli Tanrıçalarından biridir.

Savaş sadece erkeğin tekelinde değildir kısaca. Güç, sadece erkeğin kavuşacağı bir erdem değildir. Erdem diyorum, lakin söylencelerde anlatılan güç, kahramanın insanlığı, halkını, toprağı korumak için kullandığı silahtır. Bugün anladığımız anlamındaki gibi bir tahakküme işaret etmek zorunda değildir. Çok güçlü kahramanlar hep erdemin, felsefenin peşinde koşarlar. Güçlerinin ve liyakatlarının sınandığı türlü testlerden geçerler. Kadın, erkekten aşağı bir varlık ilan edilene kadar binlerce yıl geçmesi gerekecektir.

 

Şeytan

 

Şeytan miti tek tanrılı dinlerin çok öncesine dayanır. Her söylencede bir ‘kötü’ vardır. Genelde kibir, aşağılık kompleksi, intikam gibi temaların kahramanıdır. İnsanın az gelişmiş, kötücül taraflarının timsalidir. Dünya mitolojilerinde büyük varlık gösteremez, çok da ciddiye alınmaz. Önünde sonunda yenilgiye mahkum olur. Kazanan bir ‘kötü’, emelinde muvaffak olmuş bir ‘şeytan’ yoktur. İnsanın sıkıştığı yerde tanrılar, yarı tanrılar yardımına koşar.

Tek tanrılı dinler -belki de istemeyerek- Şeytan’ı daha görünür kılarlar. Çok tanrılı inançların, gölgelerde ezici mağlubiyetlere mahkum karakteri artık insan avında bir melektir.

Kadının kötü ile ilişkilendirilmesi işte böyle başlar. Cennet bahçesinden kaçan, şeytana yardaklık yapan yaratık. İşin sonu kadınların canlı canlı gömülmesi ile son bulur. Tanrıçaların ayaklarına çiçekler döken toplumlar kız çocuklarını yok sayar. Başlarındaki Kraliçe için canını ortaya koyan aristokrat aileler kızlarını mirastan mahrum, evliliğe mahkum zavallılar olarak yetiştirir. Cadılar kazıklarda yakılır. Kadın toplumun en alt sınıflarına atılır. Kadın, yardımcılığını yaptığı iddia edilen ‘Şeytan’dan çok daha fazla ithamla karşılaşır. Şeytan’ın değer gördüğü yerde bile kadın cinsel organı ve bedenine indirgenir. Sanki gerçek düşman ‘Şeytan’ değil de ‘Kadın’ dır.

 

Kadim

 

Söylenceler zaman içinde gerçeklikle ilgisi olmayan hikayeler gibi lanse edilmeye başlar. Toksik maskülen ataerkil kültür, seçmece usülü istediği mitik karakterleri yüceltirken özellikle kadın karakterleri halının altına süpürmeye çalışır. Kadın düşmanlığı kendi mitlerini oluşturmaya başlar. Ve kadın yavaş yavaş tarihten silinmeye çalışılır. Kadının bilimle, felsefeyle, teolojiyle ilişkilenmemesi için büyük çaba gösterilir.

Tüm bu çabalara karşın kadın, kadim olanla bağı hala devam edendir. Uygarlık yolunda yürüyen erkeklerin hepsi önce kadına düşman bu yeni, zorlama mitolojiye karşı çıkar.

Dünya ancak kadınla barıştığında yeniden bereketini, afiyetini bulabilir bence.

Yoruba halkı köle olarak götürüldüğü topraklara Yemaya’yı götürmüştür. Hindistan’da Durga’ya saygısızlık etmeyi aklınızdan bile geçiremezsiniz. Amazon’un korumaya ve adalete adanmış ruhu hiç bir yerde değilse ‘Wonder Woman’ filmlerinde yaşar.

İnsan kendi öyküsünü anlatandır. Ne olduysa kendi hikayesine ihanet etmeye başlamıştır. Öyle sanmaktadır. Hikayeyi kirletirse, canınız isteğine göre değiştirirse tarih değişir sanır. Kadın görünmez olur, hükümranlık ona kalır sanır.

Oysa, hikayeyi kadim anlatır. Kadim olan kadın. Yerleri ve gökleri doğuran Dünya. Bereketi için yalvar yakar olduğumuz toprak. Mevcudiyetine muhtaç olduğumuz kutsal nehir, deniz, okyanus anlatır.

Çağların en karanlığında bile farkındalık, eğitim ve cinsiyet eşitliği uygarlık yoluna ışık olmuştur. Kendimiz için, evlatlarımız için, sevgi dolu şefkatli ve merhametli bir gelecek için.

Sevgiyle kalın.

Not: Bu hafta eskilerden pek çok kitabı aldım önüme. Kadın, cinsiyet sorunları, politika ve kadın mücadelesinin tarihçesi açısından çok kıymet verdiğim eserleri tekrar gözden geçirdim. Aşağıda isimlerini bulabilirsiniz. Okumanızı coşkuyla öneririm.

21 Gün Farkındalık Yolculuğu kapsamında yazdığım ‘Kadın’ ve ‘Şiddetsizlik’ yazılarını okumadıysanız, oraya da göz atın bence.

Merlin Stone – Tanrılar Kadınken (Link verdim ama kitap piyasada yok. E-kitap olarak okuyabilirsiniz.)

Judith Butler – Cinsiyet belası

Fatmagül Berktay – Tarihin Cinsiyeti

Jess Wells – Fahişeliğin Tarihi

Joseph Campbell – Tanrıçalar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın